İçeriğe geç

İşretname nedir ?

“İşretname nedir” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Cemi olarak daha fazlası için buradayız!

Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Başlayan Hikâye

Bunu da Okuyun: Şiirin yazı türü nedir ?

Kayseri’de kışın soğuk bir başka olur. Rüzgâr sadece yüzünü değil, sanki insanın içini de keser. Ben 25 yaşındayım ve bu şehirde büyüdüm. Çocukluğumdan beri aynı sokaklarda yürürüm; aynı taş duvarların arasından geçer, aynı pastırma kokusunu duyup içime çekerdim. Ama son zamanlarda bir şey değişti bende. Sanki şehir artık sadece yaşadığım bir yer değil de benimle konuşan bir varlık gibi.

Bunu ilk fark ettiğim gün, Erciyes Dağı’nın ufukta ağır ağır kaybolduğu bir akşamdı. Defterimi açmış, yine içimi döküyordum. Yazdıklarımın arasında bir kelime vardı ki beni durdurdu: şehrengiz.

O kelimeyi daha önce duymuştum ama hiç üzerine düşünmemiştim. O gün ise sanki içimde bir kapı açıldı. “Şehrengiz nedir?” diye kendi kendime fısıldadım. Ve o fısıltı, beni bambaşka bir yolculuğa çıkardı.

Şehrin İçinde Kaybolduğum Gün

O gün şehir bana biraz fazla sessiz gelmişti. Normalde Kayseri’nin kalabalığı bana güven verirdi; tramvayın sesi, caddede yürüyen insanların ayak sesleri, esnafın bağırışları… Hepsi bir tür yaşam kanıtıydı. Ama o gün hepsi sanki geri çekilmişti.

Kendimi Hunat Hatun Medresesi’nin taş duvarlarının önünde buldum. Elimi soğuk taşa koyduğumda, sanki yüzyıllar önceki bir nefesi hissettim. İçimde garip bir hüzün vardı. Birini kaybetmiş gibi değil, bir şeyi hiç bulamamış gibi.

Defterime yazdım:

“Şehir bana bir şey anlatmak istiyor ama ben onun dilini bilmiyorum.”

İşte tam o anda o kelime tekrar geldi aklıma: şehrengiz.

Şehrengiz Nedir? İçimde Açılan Eski Bir Kapı

O gece eve döndüğümde araştırmadım bile, önce sadece düşündüm. Şehrengiz nedir diye kendime sordum durdum. Sanki cevap dışarıda değil de içimde bir yerlerdeydi.

Şehrengiz, aslında eski edebiyatımızda şehirleri anlatan, şehirlerin güzelliklerini, insanlarını, sokaklarını ve ruhunu şiirle işleyen metinlere verilen isimmiş. Ama sadece bir tanım değil bu. Şehrengiz, bir şehrin kalbine yazılmış aşk mektubu gibi.

Bir şehri sadece taşlarıyla değil, insanlarıyla, sevgileriyle, kırgınlıklarıyla anlatmak… Belki de en çok bu etkiledi beni.

Düşündüm: Kayseri bir şehrengiz olsaydı, içinde ne olurdu?

Sabah erken saatlerde pastırma kokusu yayılan sokaklar mı?

Erciyes’in karla örtülü sessizliği mi?

Yoksa bir bankta oturup geçmişini düşünen yalnız insanlar mı?

O an fark ettim ki ben zaten bir şehrengizin içindeyim, sadece farkında değilim.

Ve en acı tarafı şuydu: Ben bu şehrin hikâyesini okuyor ama kendi cümlemi bulamıyordum.

Üniversite Kütüphanesinde Karşılaştığım Sayfalar

Ertesi gün kendimi kütüphaneye attım. Dışarıda gri bir hava vardı. İçimdeki boşluğu doldurmak için kitaplara sığındığım günlerden biriydi.

Rafların arasında dolaşırken eski bir edebiyat kitabı gözüme çarptı. Sayfaları sararmış, kenarları yıpranmıştı. Açtığımda ilk gördüğüm kelime yine “şehrengiz” oldu.

O sayfaları okudukça içim tuhaf bir şekilde ısındı. Osmanlı döneminde şehirleri anlatmak için yazılan bu metinler sadece güzellikleri değil, insanların iç dünyasını da taşıyordu. Bir şehrin hem aşkını hem kırgınlığını aynı anda anlatabiliyordu.

Ben o an Kayseri’yi düşündüm.

Bu şehirde büyürken hiç kimse bana şehrin duygusu öğretilmemişti. Sadece tarih, sadece yapı, sadece bilgi… Ama kimse bana bir şehrin insan gibi hissedebileceğini söylememişti.

Kitabı kapattığımda içimde garip bir boşluk vardı ama aynı zamanda bir heyecan da.

Çünkü artık şehre farklı bakıyordum.

Bir İnsan Gibi Şehir: Kayseri’nin Görünmeyen Yüzü

O gün kütüphaneden çıktığımda hava kararmaya başlamıştı. Tramvay yolunun kenarında yürürken insanlara bakmaya başladım. Herkes kendi hikâyesinin içinde kaybolmuştu.

Bir adam telefonla tartışıyordu, sesi öfkeyle titriyordu. Bir kadın elindeki poşetleri sıkı sıkı tutmuş, aceleyle yürüyordu. Bir çocuk annesinin elini bırakmadan etrafa bakıyordu.

Ve ben düşündüm: Bu şehir sadece binalardan ibaret değil. Bu şehir, bu insanların toplamı.

İçimde bir duygu yükseldi. Hem hüzün hem de tuhaf bir bağlılık. Sanki Kayseri’yi daha önce hiç gerçekten görmemişim gibi hissettim.

Şehrengiz kavramı artık benim için sadece eski bir edebi tür değildi. Şehrin içinde saklanan duyguları fark etmenin adıydı.

Küçük Bir Karşılaşma ve İçimdeki Değişim

Bir hafta sonra yine aynı kütüphaneye gittim. Bu kez daha farklı bir şey arıyordum. Sadece bilgi değil, his arıyordum.

Masalardan birinde oturan bir kız dikkatimi çekti. Defterine bir şeyler yazıyordu. Yüzünde düşünceli ama sakin bir ifade vardı. Bir an göz göze geldik ama hemen kaçırdık bakışlarımızı.

Sonra tesadüf mü bilmiyorum, aynı kitabı uzandık.

“Elinize alabilirsiniz,” dedim.

Gülümsedi. “Sen önce bak,” dedi.

O an içimde garip bir sıcaklık hissettim. Sanki şehir, bana bir şey anlatmak için küçük bir kapı daha açıyordu.

Kitabı birlikte incelemeye başladık. Konu yine şehrengizdi. Ona “Şehrengiz nedir biliyor musun?” diye sordum.

“Şehirlerin şiiri,” dedi hiç düşünmeden.

Bu cevap beni şaşırttı. Çünkü en doğru ve en sade cevaptı belki de.

O an anladım ki ben sadece kitaplarda değil, insanlarda da şehrengizi arıyordum.

Erciyes’in Altında Kurulan Sessiz Bağ

Günler geçtikçe o kızla birkaç kez daha karşılaştık. Konuşmalarımız uzun değildi ama her biri zihnimde iz bırakıyordu.

Bir gün Erciyes’e doğru bakarken yürüyorduk. Kar taneleri yavaşça düşüyordu. Sessizlik neredeyse kutsal gibiydi.

“Bu şehir sana ne hissettiriyor?” diye sordu.

Düşündüm. İlk kez hazır bir cevap vermek istemedim.

“Eskiden sadece yaşadığım yerdi,” dedim. “Şimdi ise beni yazan bir hikâye gibi.”

O gülümsedi.

O an fark ettim ki şehrengiz sadece geçmişte yazılmış metinler değilmiş. İnsanların birbirine dokunduğu her an, aslında yeni bir şehrengiz sayfasıymış.

Ben Kayseri’yi artık böyle görüyordum. Bir metin gibi, bir şiir gibi, hatta bazen yarım kalmış bir cümle gibi.

İçimde Büyüyen Anlam

O gün eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun zamandır ilk kez bu kadar net yazdım.

“Şehir artık dışımda değil. İçimde büyüyor.”

Şehrengiz nedir sorusu artık benim için bir tanım değildi. Bir his haline gelmişti. Bir şehri anlamak için sadece bakmak yetmiyordu; onunla birlikte yaşamak, onun sessizliğini duymak gerekiyordu.

Kayseri’nin sokaklarında yürürken artık farklı bir şey hissediyorum. Her köşe başında bir hikâye var gibi. Her insan bir mısra. Her bina eski bir dize.

Ve ben bu dizelerin arasında kendi sesimi bulmaya çalışıyorum.

Şehrin İçinde Kendimi Bulmak

Bazen akşamları yalnız yürürken düşünüyorum. Belki de şehrengizler sadece şehirleri anlatmak için yazılmadı. Belki de insanın kendini anlaması için bir yoldu.

Çünkü bir şehri anlamaya başladıkça, insan kendi içini de çözmeye başlıyor.

Ben Kayseri’yi öğrendikçe kendimi de öğreniyorum. Kırgınlıklarımı, umutlarımı, eksik kalan yanlarımı…

Şehir artık bana yabancı değil. Aksine, içimde yaşayan bir şey gibi.

Ve her yürüyüşümde, her sessizlikte, her kar tanesinde aynı şeyi hissediyorum:

Ben bu şehrin bir şehrengiziyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://onsekizyazilim.com https://adalyadavetiye.com.tr https://webrezervasyon.com.tr Sitemap
betexper yeni giriş