Kayseri’de Bir Akşam ve Kelimelerin İçimde Açtığı Boşluk
Kayseri’nin akşamları hep biraz sert gelir bana. Rüzgâr, apartmanların arasından geçerken sanki eski bir hikâyeyi sürüklüyormuş gibi uğuldar. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı geceler kendimi çocukluğumun dar sokaklarında yürürken buluyorum. O gün de öyleydi. Defterim yanımdaydı, kahvemin dumanı pencere kenarında yükselirken içimde tuhaf bir boşluk vardı. Bir şeyleri anlamaya çalışıyordum; hem hayatı hem de Almanca’yı.
Almanca öğrenmeye başladığımda en çok zorlandığım şey fiillerin hangi hâli istediğiydi. Akkusativ mi, Dativ mi… İlk başta bana sadece kuru bir dil bilgisi konusu gibi gelmişti. Ama zamanla fark ettim ki aslında bu konu, insan ilişkilerinin bile içine sızan bir his meselesiydi. O gece defterimi açtım ve kendime şunu yazdım: “Bazı fiiller seni bir şeyi doğrudan tutmaya zorlar, bazıları ise sana birine yaklaşmayı öğretir.”
Akkusativ Fiillerin İçimde Uyandırdığı Direktlik
Akkusativ fiillerle tanışmam, sanki birine ilk kez dürüstçe bakmak gibiydi. Kaçış yoktu. Nesne hep karşımdaydı. “sehen” (görmek), “haben” (sahip olmak), “kaufen” (satın almak), “lieben” (sevmek), “brauchen” (ihtiyaç duymak), “essen” (yemek), “trinken” (içmek), “finden” (bulmak), “besuchen” (ziyaret etmek), “verstehen” (anlamak)…
Bu fiilleri öğrenirken garip bir şekilde içimde bir heyecan oluştu. Sanki hayatımda ilk defa bazı şeyleri doğrudan söyleyebilme gücü kazanıyordum. Mesela “Ich sehe dich” dediğimde, artık saklanacak bir şey yoktu. Seni görüyorum diyordum ve bu cümlede kaçış yoktu. Bu bana hem güç veriyordu hem de korkutuyordu.
O gün defterime yazdığım bir cümle hâlâ aklımda: “Bir şeyi ‘kaufen’ etmek, aslında bazen bir boşluğu satın almak gibi.” Çünkü insan bazen gerçekten ihtiyaç duymasa bile bir şeyleri alır. Belki de eksikliğini kapatmak için.
Kayseri’de bir kitapçıya gitmiştim o gün. Almanca bir kitap aldım. Kasada “Ich kaufe dieses Buch” dediğimde sesim titremişti. Sanki o an sadece bir kitap almıyordum, kendime yeni bir dünya da alıyordum. Ama içimde bir hayal kırıklığı da vardı; çünkü kelimeleri biliyordum ama duygularımı hâlâ tam olarak ifade edemiyordum.
Dativ Fiillerle Gelen Yumuşaklık
Zaman geçtikçe fark ettim ki hayat sadece doğrudan nesnelerden ibaret değil. Bazı şeyler var ki, sana yaklaşır, seni sarar ama direkt sahip olamazsın. İşte Dativ fiiller tam da böyleydi.
“helfen” (yardım etmek), “danken” (teşekkür etmek), “gehören” (ait olmak), “glauben” (inanmak), “schmecken” (tadını almak), “passen” (yakışmak), “stehen” (yakışmak), “antworten” (cevap vermek), “vertrauen” (güvenmek), “folgen” (takip etmek), “fehlen” (eksik olmak)…
Bu fiilleri öğrendiğimde içimde garip bir yumuşama oldu. Sanki dünya biraz daha insancıl hale gelmişti. Artık her şey doğrudan değil, dolaylıydı. Birine yardım ederken onu “helfen + Dativ” ile sarmak gerekiyordu. “Ich helfe dir” dediğimde aslında sadece yardım etmiyor, birine dokunuyordum.
O gün akşamüstü annemle konuşurken Almanca çalışıyordum. Ona “Ich danke dir” dediğimde içimde bir şey kırıldı. Çünkü teşekkür etmek bile artık sadece bir kelime değildi; bir bağdı. Annemin gözlerinde yorgunluk vardı ama aynı zamanda bir sıcaklık. O an Dativ fiillerin neden var olduğunu anladım: insanlar birbirine doğrudan değil, yumuşak bir şekilde bağlansın diye.
Akkusativ ve Dativ Arasındaki Görünmez Çatışma
Bir süre sonra iki yapı arasında sıkıştığımı fark ettim. Akkusativ bana netliği veriyordu, Dativ ise duygusal derinliği. Biri “al”, diğeri “ver” diyordu ama ikisi de aslında hayatın farklı yüzleriydi.
Bir gün kendime şunu yazdım: “Ich sehe dich (Akkusativ) ama ich helfe dir (Dativ). Birinde seni doğrudan görüyorum, diğerinde sana dokunuyorum.” Bu cümle beni uzun süre düşündürdü.
Kayseri’de yürürken bu cümle kafamda dönüp duruyordu. Bir arkadaşımı düşündüm. Onu uzun zamandır görmemiştim. Ona “Ich besuche dich” demek istiyordum ama aynı zamanda “Ich glaube dir” demek de istiyordum. Çünkü hem görmek hem inanmak istiyordum. Ama ikisi aynı anda mümkün müydü, bilmiyordum.
İçimdeki hayal kırıklığı tam da buradaydı: bazı duyguların dilde bile tam karşılığı yoktu. Ama yine de öğrenmeye devam ettim.
Bir Defter Sayfasına Sığmayan Hikâye
Geceleri defterime yazarken bazen Almanca fiiller bana insanları hatırlatıyordu. “gehören” kelimesi mesela… Birine ait olmak ne demekti? Gerçekten biri sana “gehören” edebilir miydi yoksa bu sadece bir his miydi?
Bir başka gece “schmecken” üzerine düşündüm. Hayatın tadı kime göre değişiyordu? Aynı yemek birine güzel gelirken diğerine anlamsız gelebiliyordu. Tıpkı insanlar gibi.
“passen” ve “stehen” ise bana kendimi hatırlatıyordu. Bazı duygular üzerime oturuyor, bazıları ise hiç yakışmıyordu. Bazen bir cümle bile insana “passen” etmezdi.
O gün defterime uzun uzun yazdım. “Ich vertraue dir” cümlesiyle birlikte içimde bir güven hissi oluştu ama aynı zamanda kırılganlık da vardı. Çünkü güvenmek, düşme ihtimalini de kabul etmekti.
İçimde Büyüyen Umut
Zamanla Almanca benim için sadece bir dil olmaktan çıktı. Akkusativ bana dürüstlüğü, Dativ ise sabrı öğretti. Birini anlamak için önce onu “sehen” etmek, sonra ona “vertrauen” etmek gerekiyordu.
Bir sabah erken saatlerde Kayseri’nin sessizliğinde defterimi açtım. Dışarıda ince bir yağmur vardı. O an içimde garip bir umut hissi oluştu. Belki de her şeyin bir sırası vardı. Önce görmek, sonra dokunmak… önce almak, sonra vermek…
Kendi kendime şunu yazdım: “Hayat, Akkusativ ile başlar ama Dativ ile anlam bulur.”
Bu cümle bana iyi geldi. Çünkü artık sadece dil öğrenmiyordum; kendimi de öğreniyordum.
Sonunda Anladığım Şey
İlgili Yazımız: Nabız hızını azaltan faktörler nelerdir ?
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o karmaşık fiillerin aslında beni büyüttüğünü görüyorum. Akkusativ bana netlik kazandırdı, Dativ ise insan kalmayı öğretti. Birini sevmek “lieben” idi ama birine güvenmek “vertrauen” idi.
Ve en önemlisi, her iki yapı da bana şunu öğretti: hayat sadece görmek ya da almak değil, aynı zamanda vermek ve hissetmekti.
Kayseri’nin geceleri hâlâ sert esiyor ama artık o rüzgâr bana sadece soğuk değil, kelimeleri de getiriyor. Defterimi açtığımda her fiil biraz daha anlam kazanıyor. Her cümle biraz daha bana dönüşüyor.
Umarız “Almanca’da Akkusativ ve dativ alan fiiller nelerdir” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Cemi ailesiyle kalmaya devam edin!