İçeriğe geç

İnsan neden işe gitmek istemez ?

İnsan Neden İse Gitmek İstemez? – İşe Gitmenin ‘Zorlukları’ Üzerine Mizahi Bir Bakış

İzmir’de yaşayan bir genç olarak, her sabah iş yerine gitme düşüncesi, tıpkı bir futbol maçı öncesi rakip takımın forması gibi hissettiriyor. O kadar ki, bazen işe gitmek istememek, sabahları gözlerim açılır açılmaz, yataktan fırlamadan önce zihnimde dönen tek düşünce oluyor. İşe gitmek istemeyen herkesin içinde birer küçük filozof yatıyor! Ama aynı zamanda, içinde sürekli espri yapan, bir türlü ciddi olamayan bir de “komedyen” var. Gelin, birlikte bu ikili hâli eğlenceli bir şekilde inceleyelim.

Bölüm 1: Alarm Çaldığında Gelen “Düşünceler”

Bir sabah saat 07:00, telefonun alarmı çalıyor. Her şey normal, değil mi? Yani, normal olmalı. Ama o alarm sesi, bir dakikalığına bana, işte o korkulu rüyamı hatırlatıyor: “İşe gitmek.”

İç Ses (Mühendis Modu): “Güzel. Şimdi uyanalım. Bugün de bir gün, her gün olduğu gibi. Bütün bu zor günleri atlatabiliriz, işler zaten sırayla yapılacak. Birkaç e-posta, bir telefon görüşmesi…”

İç Ses (Komik Modu): “Aha, yine uyanmadım! Alarmı duymazdan gel! Uyuma, birkaç saat daha uykuyu hak ettin! Gerçekten şu an… evet… kalk! Yoksa zaten bütün günü işte geçireceksin. Niye o kadar erken kalkıyorsun ki, ‘Yat’ demiyorum!”

Ve işte o an! Uyandığımda gözlerim yarı açık, zihnimde “İşe gitmek istemiyorum!” fısıldayan bir milyon düşünce var. Saat 07:30 ve ben hâlâ yatakta hapsolmuşum. Bu durum, bir insanın işten kaçma becerisini test etmek için mükemmel bir fırsat.

Tabii, içimdeki komedyen kısmı hemen devreye giriyor ve bana mizahi bir açıdan bakıyor: “Vallahi işte, kalkıp işe gitsem, önce bu yatağa bir dua ederim, sonra yolda trafik canavarıyla savaşa girerim. Kısacası, ‘Bence evde kalıp Netflix izlemek daha anlamlı bir iş.’”

Bölüm 2: Sabah Rutinim – Zorluklarla Mücadele

Sabah rutini, insanın içsel dünyasında en büyük çatışmaların yaşandığı andır. İçsel motivasyonla yola çıktığınızda, her şey sizin için yeni bir meydan okuma olur. Ama evden çıkmaya karar verdiğinizde, işler biraz karmaşıklaşabilir.

İşte buna bir örnek:

Kahve Savaşları

“Ya işte kahve… O kadar az zamanım var ki kahve yapmaya! Ama nasıl olur da kahve içmeden işe giderim? Kafamda kırk tane soru var, gözlerim kırmızı. Kahve içmezsem, bu dünyada var olmam mümkün değil. Hemen bir kahve yapmam lazım!”

Saatin 08:00 olduğunu fark ettiğimde, içimdeki insan, bu sabah kahvemi içmeden işe gitmemi engellemek için elinden geleni yapıyor. Kahve, sabahın en büyük kurtarıcısı. Çünkü, bazen sabahları akıl sağlığımızı sadece bir fincan kahve koruyabilir.

İç Ses (Komik Modu): “Ama… bir yanda da bu kadar kahve içmek, mideyi mi zorlar? Her kahve sonrası karın ağrıları mı, yoksa ne bileyim, kafein çarpması mı? Ya da… Düşünsene, saat 10.00’da senin yüzünden toplantıya geç kalırsam? İşte o zaman ‘Bence bütün bu sabah rutinini çözmeliyim!’”

Böylece, kahvemi içtim, hazırlanıp çıktım ve iş yerine doğru yola koyuldum.

Bölüm 3: Yolda Zaman Kaybı – Trafik ve Zihinsel Yolculuk

Şimdi, en tehlikeli kısıma geldik: İşe gitmek için yola çıkmak. İzmir’in trafiğinde bu yolculuk, o kadar sıra dışı bir deneyim haline gelebiliyor ki, bir süre sonra yolculuk zihinsel bir keşfe dönüşüyor. Yolda, sürekli işin gereksizliği üzerine düşünceler beliriyor. Trafikteki insanların tepkileri ve araçlarla olan ilişkim, tıpkı bir sinemada aksiyon filmi izlemek gibi oluyor.

İç Ses (Mühendis Modu): “Hadi ama, şu an trafikle ilgili sinirlenmek ne kadar mantıklı? Kışın, yazın her mevsimde aynı şey oluyor. Yavaş gidiyoruz, ama bunca zaman kaybetmenin ne kadar mantıklı olduğunu sorgula!”

İç Ses (Komik Modu): “Trafikte durmamız gerçekten önemli bir şey, öyle değil mi? Ama ya her şeyin bir anlamı olsa? Geriye dönüp bakınca ‘Bu trafik… Evrenin bana verdiği bir ders!’ Trafik ışığı gerçekten de hayatımızın metaforudur. Kırmızıda beklerken, hayatın anlamını bulmaya çalışıyorum! Hadi ya!”

Yolda bir yandan beklerken, trafik işkencesine daha fazla dayanamayan bir insan gibi, “Keşke evde olsam” düşüncesi kafa karıştırıcı bir hâl alıyor.

Bölüm 4: Ofisteki Gerçekler – Her şey Aynı mı?

İşe gitmek istemeyen birinin beyninde geçen düşünceler, ofiste de devam eder.

İçeri girdiğimde, ofiste “Yine mi bu yoğunluk? Yine mi şu aynı işler? Bunu her gün mü yapacağım?” sorusu beynimde yankı yapmaya başlıyor. Bazen her şey bana tekrarlayan bir süreç gibi geliyor.

Bir arkadaşım, sabah ofise girdiğinde ne kadar ‘içsel bir dram’ yaşadığımı fark ediyor. Gözlerimdeki “yine mi?” ifadesi ona hemen yansıdı.

Arkadaşım: “Ne var, bugün de aynı şeyleri yapacağız, değil mi?”

Ben: “Evet, tabii… Yani, bende içsel bir kavga var aslında. ‘Bugün de aynı şeyleri yapacağız, ama bu sefer farklı olmalı!’ diyorum, ama gerçek şu ki, farklı olan bir şey yok. En iyisi şimdi kahve içip başlayalım.”

Çalışma masama oturduğumda, bir an için düşünmeye başlıyorum. Evet, işim var, yapmam gereken görevler var ama… Ya her şeyde olduğu gibi, burada da kendimi aşabilirsem?

İç Ses (Mühendis Modu): “Gerçekten de sabah her şeyin daha zor olduğunu düşünüyoruz. Ama bir bakış açısını değiştirsek, işler daha kolaylaşır mı?”

Sonuç: İşe Gitmek, Zihinsel Bir Savaş

İnsan neden işe gitmek istemez? Çünkü o sabah, başlamak zor, yolda geçirdiğin zaman kaybolan bir zaman gibi hissediliyor. Ama her şey aslında kafada bitiyor. Zihinsel olarak bu savaşı kazanmak, günlük hayatta daha iyi bir hale gelmemizi sağlayabilir. Unutmayın, işler zorlayıcı olabilir ama bazen en zorlu görev, ruh halimizi, sabahları nasıl başlattığımızla ilişkilidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
betexper yeni giriş